Mekruh nedir?

Mekruh (Arapça: ?????) İslam dininde olmayan bir terim. Efal-i mükellefin'dendir. İslam'da "hoş görülmeyen, beğenilmeyen şey" manasına gelir. İslam'da dini bakımdan yasaklanmamış olsa da yapılmaması istenen eylemlere verilen isimdir. Ayrıca mekruh sözcüğü eski dönemlerde Türkçe'de "iğrenç, tiksindirici" gibi manalara da gelmekteydimekruh

Diğer mana: haram olmayan, ancak harama yakın.

İslam'da mekruh

İslam'da yasak olduğu haram gibi kesin olmamakla beraber, Kur'an-ı kerim'de (şüpheli delil ile yani) açık olmayarak bildirilmiş veya bir sahabinin (İslam peygamberi Muhammed ile aynı dönemde yaşamış arkadaşları ve taraftarları) bildirmesi ile tanımlanmış yasaklar.

İslam'ın, yükümlü müminlerin bazı fiillerine verdiği vasıf. Kerahet kökünden ism-i mef'ul. Kerahet; istememek, hoşlanmamak ve çirkin görmek demektir. Mekruh ise; istenmeyen, hoşa gitmeyen, çirkin iş anlamındadır. Bir fıkıh terimi olarak mekruh; Allah ve Resulunun, yapılmamasını, bağlayıcı olmayan bir tarzda istediği fiildir.

Yükümlünün fiilleri şu hükümlerden birisine girer: Farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah, haram, mekruh ve müfsit (bk. "Ef'al-i Mükellefin" mad.). Hanefiler dışındaki çoğunluk fakihlere göre, bu fiiller; vacip, mendup, haram, mekruh ve mübah olmak üzere beş tanedir.

Haram ve mekruh arasında bazı yakınlıklar vardır. Her ikisi de yasaklanan ya da hoş karşılanmayan veya çirkin olan fiilleri ifade eder. Ancak haram, Allah ve Resulunun kesin ve bağlayıcı şekilde yapılmamasını istediği fiilleri kapsar. Buna şu nasslar örnek verilebilir: "Size analarınız, kızlarınız... (ile evlenmek) haram kılındı" (en-Nisa, 4/23). "Müslüman bir kişinin malını onun gönül rızası olmaksızın (almak) helal olmaz" (Ahmed b. Hanbel, V, 72); "Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin" (el-En'am, 6/151).

Mekruhtaki yasaklık ise haramdaki kadar kesin ve bağlayıcı değildir. Bir fiilin kerahet derecesinde yasak oluşu ayet ve hadislerde kullanılan bazı ifadelerden ve kastedilen kavramlardan anlaşılır. Kerahet lafzının veya kesin haramlık bildirmediğine dair bir karine bulunan nehiy sıygasının kullanılması, ya da nassla fiili yapmamayı özendirici ifadelerin yer alması, mekruhu haramdan ayıran belli başlı özelliklerdir.

Şu hadis-i şerifte haram ve mekruh fiilleri birlikte görmek mümkündür:

"Şüphesiz Allahü Teala, analara saygısızlık göstermeyi, kız çocuklarını diri diri gömmeyi, verilmesi gereken hakkı önlemeyi ve hak edilmeyen şeyi istemeyi haram kılmıştır. Yine Allah, dedikoduyu, çok soru sormayı ve malları heder etmeyi sizin için mekruh görmüştür." (Buhari, Rikak, 22, Zekat, 53; Müslim, Akdiye, 10, 13, 14; Malik, Muvatta', Kelam, 20; Darimi, Rikak, 38).

Mekruh anlamı taşıyan nehiy sıygasına şu ayet örnek verilebilir: "Ey iman edenler, Cum'a günü namaza çağrıldığı zaman, hemen Allahı anmaya koşun ve alış-verişi bırakın"(el-Cum'a, 62/9). Bu ayetteki, "alışverişi bırakınız" sözü, "alış-veriş yapmayınız" anlamında, haramlık bildirecek bir nehiy uslubudur. Ancak buradaki yasaklama, bizzat alım-satıma yönelik olmayıp, alım-satım fiilinin dışındaki bir durumdan kaynaklanmış olmaktadır. Bu da, cuma namazı sırasında yapılacak alış-verişin namaza gitmeyi engellemesidir. Bu yüzden cuma namazı ile yükümlü bulunmayan kadın, çocuk veya gayri müslimlerin bu saatte alış-veriş yapmaları caiz görülmüştür.

Yasağın dış bir sebebe dayanması yüzünden Hanefiler böyle bir alışverişe "tahrimen mekruh" derler ve akdi geçerli sayarlar. Çoğunluk fakihlere göre ise, bu alış-verişin hükmü haramdır (bk. İbn Rüşd, Bidayetü'l-Müctehid, Kahire 1952, II, 167-168; ez-Zühayli, el-Fıkhu'l-İslami ve Edilletuh, Şam 1985, II, 263-264, IV, 240).

Bazen fiilin yapılmamasını özendirici bir ifade kullanılmış olabilir. Mesela; Hz. peygamber şöyle buyurmuştur: "Mehrin en iyisi en kolay olanıdır" (Ebu Davud, Nikah). Bu hadiste mehirde aşırı gidilmemesi teşvik edilmektedir.

Hanefilerde, haram ve mekruh kavramları, diğer mezheplere göre ban farklılıklar gösterir. Hanefilere göre, haram; Kur'an, mütevatir veya meşhur sünnet gibi kesin bir delil ile kesin ve bağlayıcı tarzda, yapılmaması istenen fiildir. Zina, riba, şarap içmek, kan ve murdar ölmüş hayvan eti yemek gibi... Haramın hükmü ise; fiili işleyenin cezaya çarptırılması, o fiilin haramlığını inkar edenin kafir ve mürted sayılmasıdır.

Mekruh tahrimen ve tenzihen olmak üzere ikiye ayrılır:

1- Tahrimen mekruh: Allah ve Resulunun bir fiilin yapılmamasını, kesin ve bağlayıcı tarzda istemiş olmakla birlikte, bu istek haberi vahit gibi zanni bir delil ile sabit olmuşsa, buna "tahrimen (harama yakın) mekruh" denir. Şu hadisi buna örnek gösterebiliriz: "Kişi, kardeşi izin vermedikçe, kardeşinin alış-verişi üzerine alış-verişe girişmesin ve dünürlük üzerine dünürlük yapmasın." (bk. Buhari, Nikah, 45; Müslim, Büyü', 8, Nikah, 38, 49, 52, 54, 56). Hadiste, satış üstüne satış ve dünürlük üstüne dünürlük yapmaktan sakınılması kesin ve bağlayıcı bir tarzda istenmektedir. Bunun hükmü, haram olması gerekirken, hadisin haber-i vahit olması nedeniyle "Tahrimen mekruh" sayılmıştır. Tahrimen mekruhu işlemek cezayı gerektirir. Ancak inkar eden dinden çıkmaz.

2- Tenzihen mekruh: Allah ve Resulunun koyduğu yasağın, kesin ve bağlayıcı nitelikte olmaması halinde, fiil "tahrimen (helala yakın) mekruh" adını alır. Camiye gidecek kimsenin soğan ve sarmısak vb. kokusu çevreyi rahatsız edecek şeyleri çiğ olarak yemesi gibi. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Soğan ve sarmısak yiyen kimse, mescidimize gelmesin, evinde otursun." (Buhari, Ezan, 160; Ebu Davud, Et'ime, 41). İkindi namazından sonra, güneş batmadan az önceye kadar nafile namaz kılmanın hükmü de tenzihen mekruhtur.

Tenzihen mekruhu işlemek cezayı ve kınanmayı gerektirmez. Ancak her iki çeşit mekruhu terkeden kimse övülür. Hanefiler dışındaki mezhep imamları, Hanefilerin Tahrimen mekruh saydıkları fiilleri de haram kapsamına alırlar. Onlar, haram anlamında yasak edilmediğine dair işaret bulunan fiiller için yalnız "mekruh" terimini kullanmakla yetinirler. Mesela; "Ey iman edenler, size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın..." (el-Maide, 5/101) ayeti ile Allah, sizin için dedikoduyu, çok soru sormayı ve malı boşa harcamayı hoş görmedi" (Buhari, İstikraz. 19) hadisi buna örnek gösterilebilir (bk. M. Ebu Zehra, Usulü'l-Fıkh, y.y., 1377/1958, s. 45, 46; Zekiyüddin Şa'ban, Usulü'l-Fıkh, Terc. İbrahim Kafi Dönmez, Ankara 1990, s. 217 vd.; "Haram", "Kerahet" maddeleri).

Sözlükte "mekruh" ne anlama gelmektedir?

1- İğrenç, tiksindirici.

2- İslam dininde, dince yasaklanmadığı halde yapılmaması istenen.

İlgili olabilecek başlıklar

Kerahat vakti nedir?